BİLİM DÜNYASINDAN HABERLER

15 Ocak 2006
KARDİYOLOJİ

American College of Cardiology
KAFEİN EGZERSİZ SIRASINDA KALP KASINA GİDEN KAN AKIMINI AZALTIYOR

Araştırma sonuçları kahvenin zorlanan çalışan kalp fonkisiyonlarını bozuyor.

Amerikan Kardiyoloji Koleji dergisinin 17 Ocak 2006 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışmaya göre, iki fincan kahve içildiğinde kalp kaslarına koroner atardamarlarla pompalanan kan miktarında sınırlama gözlenmektedir.

Zürih Üniversitesi Hastanesi ve Zürih Tamamlayıcı İnsan Fizyolojisi Merkezi'nden Dr. Philipp A. Kaufmann sözkonusu verileri şöyle aktarmaktadır:

"Fiziksel bir egzersiz yaptığımızda, kalp kasına kan akışı artmalıdır ki artmış oksijen ihtiyacı karşılanabilsin. Kafeinin bu mekanizmayı olumsuz etkilediğini saptadık. Kafein, gerekli olan kan akımı artışını kısmi olarak köreltmektedir."

Araştırma sırasında gönüllülere 200mg kafein verildikten 50 dk sonra yapılan testlerde koroner kan akımının kafein almamış olanlarla karşılaştırıldığında %22 oranında azalmış olduğu tespit edildi. Bu yüzden özellikle koroner kalp hastası olanların kafeinden uzak durmaları hassasiyetle tavsiye ediliyor.

Daha fazla bilgi için:
http://www.eurekalert.org/pub_releases/2006-01/acoc-clb011306.php

 

15 Ocak 2006
KANSER ARAŞTIRMALARI
Rutgers, the State University of New Jersey 
KÖRİ VE KARNABAHAR PROSTAT KANSERİNİ DURDURABİLİYOR

Dünyada prostat kanseri erkekler arasında ikinci ölüm sebebi olarak sıralanıyor. Ancak Hindistan’da prostat kanseri oranı çok az. Bu veriden hareketle köri baharatının ve turpgillerin prostat kanserini önleyici etkisi araştırıldı.

Kanser Araştırması (Cancer Research) dergisinin 15 Ocak tarihli sayısında verilen habere göre, ABD Rutgers üniversitesinde yürütülen çalışma sonucunda karnıbahar ve köri baharatının prostat kanserinin önlenmesi ve aynı zamanda tedavisinde etkili olabileceği ortaya çıktı. Araştırmayı yürüten Prof. Ah-Ng Tony Kong ve meslekdaşları, fareler üzerinde gerçekleştirdikleri deneylerde, düzenli olarak turmerik ve turpgillerde bulunan fenetil izotiosiyanat verilen deneklere prostat kanseri hücreleri yerleştirildikten sonra kanser hücrelerinin gerilediğini gözlemlediler.

Köri baharatı özellikle brokoli, brüksel lahanası, turp ve lahana gibi turpgillerle beraber tüketildiğinde kanser önleyici etki belirgin olarak gözlenebiliyor. Turpgillerde doğal olarak bulunan fenetil izotiosiyanat (PEITC) maddesi veya köri tek başına alındıklarında kanser hücrelerinin çoğalmasını önlüyorlar; beraber alındıklarında ise prostat kanserini açıkça geriletiyor, yani tedavi ediyorlar.

Kaynak:
1) A.-N. Tony Kong et al., Combined Inhibitory Effects of Curcumin and Phenethyl isothiocyanate (PEITC) on the Growth of Human PC-3 Prostate Xenografts in Immunodeficient Mice, Cancer Research, 15 Jan 2006
2) http://www.eurekalert.org/pub_releases/2006-01/rtsu-cac011306.php

 

15 Ocak 2006
BESLENME ve KARDİYOLOJİ
American College of Cardiology
AZ KALORİ ALANLARIN KALBİ DAHA GENÇ KALIYOR

Kalori kısıtlamasının yaşlılığı geciktirdiğini ortaya koyan ilk bilimsel çalışma bitti. Amerikan Kardiyoloji Koleji Dergisi’nin (Journal of the American College of Cardiology) 17 Ocak 2006 tarihli sayısında yayınlanacak olan araştırmaya göre, gıda çeşitliliği ile dengeli ama az kalorili diyetle beslenen kişilerin kalbi genç kalıyor.

Washington Üniv. Tıp Fak.’den Dr Luigi Fontana, “az yemek, eğer yüksek kaliteli bir diyet ise, sağlığınızı daha iyi hale getirir, daha uzun yaşamanız ihtimalini artırır, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmenizi sağlar” diyor.

Bu güne dek, az kalori ile beslenen hayvanların daha uzun yaşadıklarını gösteren pek çok çalışma yapılmıştı ancak insanlar üzerinde böyle bir çalışma yapmak zordu.

6 yıl süresince, dengeli olarak günde 1400-2000 kalori alan 25 kişi ile, tipik batı beslenme şekli ile günde 2000-3000 kalori alan 25 kişi karşılaştırıldı. Sonuçta ultrason ile kalpleri incelendiğinde (ekokardiyografi) kalori kısıtlamasına uyan kişilerin kalbinin daha elastik olduğu ve tıpkı gençlerde olduğu gibi iki atım arasında kalbin gevşediği gözlemlendi. Bunun yanısıra, tansiyon, CRP, TNF ve TGF gibi damar sertliği göstergesi tahliller de daha düşük bulundu.

Çalışmayı planlayıp yürüten Dr Fontana kalori sınırlamanın daha az yemek anlamına gelmediğini söyledi:

“Kalori kısıtlaması yetersiz beslenme ile birleştiğinde yaşlılığı hızlandırır ve ciddi hastalıklara sebep olur. Bu yüzden yarım hamburger, yarım paket kızarmış patates yiyip yarım kutu kola içmek sağlıklı bir kalori kısıtlaması demek değildir, aksine zararlıdır. Bu kişiler dengeli olarak beslenmeli, her gıdadan günlük almaları gereken miktarın %100’ünü almalı, günlük ortalama 1500 kalori tüketmelidirler. Ortalama bir diyetin %23’ü protein, %49’u kompleks karbonhidratlar, %28’i yağ(%6 doymuş) içermelidir.”  

Dr Fontana kalori kısıtlamasına giden kişilerin diyetinin Akdeniz diyetine benzediğini de ifade etti. Bu diyet geniş sebze çeşitleri, zeytinyağı, taneli hububat, fasülyegiller, balık ve meyvelerden oluşuyordu. Bu diyette rafine ve işlenmiş gıdalar, sodalı içecekler, tatlılar, şekerler, beyaz ekmek ve beyaz makarnadan uzak duruldu.

Dr Fontana: “Aşırı kilolu ve obez kişilerin düşük seviyede kronik enflamatuvar durum içinde oldukları iyi bilinmekte olan bir gerçektir. Çünkü genişleyen yağ hücreleri kronik olarak kan dolaşımına enflamatuvar moleküller salarlar. Bu durum, vücut dokularının kilolu kişilerde kronik olarak enflamatuvar uyarıya maruz kaldıkları anlamına gelir. Bizim hipotezimize göre, kronik enflamasyon kronik doku harabiyetine ve bununla bağlantılı olarak erken ve hızlanmış doku ve organ sertleşmesine yol açan doku fibrozuna sebep olmaktadır.”

CRP ve diğer sitokinlerin bu kişilerde düşük bulunması kalori kısıtlanmasının kronik enflamasyonun sebep olduğu hasarı azalttığını da göstermektedir.

Kaynak:
http://content.onlinejacc.org/cgi/content/abstract/47/2/398

 
 
 
 
 
 
 
© 2006 GENÇ KAL. Her Hakkı Saklıdır. Sitedeki Bilgiler Kaynak Gösterilerek Çoğaltılabilir.